• 13/04/2024

Çocuk eğitiminde öğrenme stilinin önemi

 Çocuk eğitiminde öğrenme stilinin önemi

Çocuk eğitiminde öğrenme stilinin önemi

Psikolog Nevin Mert/ Bir yetişkin olarak çocuğumuzu ne kadar iyi tanıyoruz? “Ben çocuğun annesiyim, onu ben doğurdum; ben çocuğun babasıyım, onu ben büyüttüm, tabii ki de onu en iyi ben tanıyacağım.” dediğinizi duyar gibiyim. Peki, bu aynı zamanda, çevreden gelen uyaranları onun nasıl algıladığını ve de öğrenmesini nasıl gerçekleştirdiğini biliyor olduğunuz anlamına da gelir mi?

Bir yetişkin olarak çocuğumuzu iyi tanıyor olabiliriz, ama bu, onun öğrenme stilini biliyoruz anlamına gelmez. “Dur, o öyle yapılmaz!”, “Daha kaç kere söyleyeceğim, bir türlü öğrenemedin.”, “Müzik dinleyerek ders mi çalışılır?”, “Bunu bir türlü neden başaramıyorsun?”, “Bu enerjini derslerine de harcasan keşke..” şeklinde çocuğumuza kurduğumuz tüm bu cümleler, ne yazık ki çocuğumuzla o anki iletişimimizi sadece olumsuz olarak etkileyecek ve bizlerin, kendisini anlamak istemediğimizi düşünmesine neden olacaktır.

Bizler, deneyimlerimiz ile birlikte öğrenme stil veya stillerimizi keşfetmeye başlar, böylece öğrenme sürecimizi daha etkin bir hale getiririz. Ancak, yetişkin ve çocuklardaki öğrenme stilleri, yöntem ve yaklaşım bakımından birbirinden farklıdır. Görsel, işitsel ve kinestetik olarak ele alacağımız öğrenme stillerini gelin hep birlikte inceleyelim.

Görsel öğrenme stili:

Bu stile sahip olan çocuklar için yeni bir şey öğrenmek, görmek ile başlar. Öğretmenin sınıf içi etkinliklerde ya da derslerde kullandığı yazı tahtası, akıllı tahta, sunum, (çizgi)film, belgesel, harita, poster, resim gibi tüm görsel araçlar bu stile sahip olan bir çocuk için oldukça etkili bir öğrenme aracı olacaktır. Bu çocuklar resim, şekil, renkler ile düşünürler. Dersi dinlerken önemli konuların altını çizer, renkli kalemler kullanır, resimlerle kendilerince kodlamalarda bulunur, not alırken ise şekiller ve şemalar kullanırlar. Uzun süre önce dinlediklerini hatırlamakta zorlandıkları için, yazarak tekrar etme ihtiyacında bulunurlar. Girdikleri yeni bir ortamda önce etrafı inceler, gözlem yapar, daha sonra ise ortamın görüntüsünü belleğinde saklayarak, bir nevi krokilerini çıkarırlar. Görselliğe ve de estetik güzelliğe oldukça önem verirler, her şeyin düzenli olmasına özen gösterirler. Kendi kendine çalışmayı severler. Okunmakta olan bir metnin kopyasını bir de gözleriyle yazılı bir metinden takip etmeye ihtiyaç duyarlar; çünkü görmedikleri hiçbir şeyi yeterince kavrayamazlar. Kurallara uyarlar, bu durum yazım kuralları için de geçerlidir. Sözel yönergelerden çok, yazılı yönergeleri tercih ederler. Belirsizlik ve plansızlığın onları huzursuz etmesinden dolayı her şeyin listesini tutmayı severler. İsimleri değil, bireylerin yüzlerini hatırlarlar, aynı zamanda da iyi gözlemcidirler. Hayal dünyaları oldukça güçlüdür. Bir şey düşünürken gözlerini istemsizce yukarıya doğru kaldırırlar. Düşünce süreçlerinin nasıl işlediğini inceleyen nörolinguistik programlama tekniğine göre, görme yönelimli bir insan aklında simgeler yaratmak için uğraşır. Bu tekniğe göre, sağ yukarıya bakmak, görsel olarak eskiyi hatırlamak, sol yukarıya bakmak ise, görsel olarak yeni imge yaratmayı ifade etmektedir. Ancak solaklar için bu yönler tam tersi şekilde işlemektedir.

Görsel öğrenme stiline sahip olan bir çocuğa, “Günün nasıl geçti?” diye sorulduğunda, çocuğun, gün içerisinde görsel olarak deneyimleyerek öğrendiklerinden bahsedeceğini göreceksiniz. Ya da bir anısından bahsederken, cümlelerinde, özellikle de görsel betimlemelere oldukça fazla yer verdiğine ve görme duyusu çerçevesinde konuyu anlattığına şahit olacaksınız. Örneğin, “Bu göze çok hoş geliyor”, “Çok güzel görünüyorsun.”, “Senin, beni anlamadığını görebiliyorum.”, “Bunun böyle olduğunu gözlerimle gördüm.” Görselliğe ve de estetik güzelliğe önem verdikleri için de, ayrıca, bu tipteki bireyler iletişimde bulundukları bireylerin dış görünüşüne de oldukça dikkat ederler.

Çocuğun öğrenme sürecini destekleyebilmek adına kullanabileceğiniz yöntem ve materyaller olarak, çizgi romanları, yapboz, resim, resimli bulmacalar, renk kartları, nesne kartları, duygu kartları önerilebilir. Özellikle de görsel öğrenme stiline sahip çocuklar duygularını yüz ifadeleriyle belli ettiklerinden dolayı, onlarla duyguları tanıma gibi çalışmalarda bulunulması gerekir. Bu yüzden de,  duygu kartlarının kullanılması son derece etkili olacaktır.

İşitsel öğrenme sitili:

Bu stile sahip olan çocuklar yeni bir bilgiyi duyarak öğrenirler. Diğer bir ifadeyle, bu öğrenme stili, işitsel algıların güçlü olduğu bir öğrenme stilidir. İşitme yönelimli bir insan daha çok seslerle düşünmeye çalıştığından dolayı çevreden gelebilecek fazla uyarıcının olması durumunda, ortamdaki fazla gürültüden rahatsız olur. Bu tip çocuklar, yazı yazmayı ve not tutmayı bir alışkanlık haline getirmekte zorlanırlar, yazı yazma konusunda çok özenli değillerdir ve dilbilgisi kurallarına pek de dikkat etmezler. Genellikle sözlü sınavlarda daha başarılı olurlar, anlatmayı, yazmaya tercih ederler. Ayrıca iyi birer konuşmacıdırlar. Dersi dinleyerek öğrenirler ve aynı zamanda da derste kendilerinin de sürekli konuşmaları sebebiyle, onların sınıf içi grup çalışmalarında aktif rol almaları, öğrenme süreçlerini destekleyecektir. Bilgiyi hatırlamak istediklerinde, genellikle, o bilgiyi aktaran bireyin aktarım biçimini hatırlayarak veya önceden bilgiyle ilgili yaptıkları sesli tekrarlarla bunu sağlarlar. Bireylerin isimlerini hatırlarlar, ancak yüzlerini hatırlamakta zorlanırlar. Bu durum aynı zamanda adaptasyon süreci için de geçerlidir. Bir yerin tarif edilmesini kroki ya da harita üzerinden değil, sözlü bir anlatım ile yapılmasını tercih ederler.

İşitsel öğrenme stiline sahip olan bir çocuğa, “Günün nasıl geçti?” diye sorulduğunda, çocuğun, gün içerisinde işitsel olarak deneyimleyerek öğrendiklerinden bahsedeceğini duyacaksınız. Aynı zamanda da, bir olaydan bahsederken, cümlelerinde, özellikle de işitsel betimlemelere oldukça fazla yer verdiğini göreceksiniz. Örneğin, “Etraf kuş sesleriyle doluydu.”, “Bu söylediklerin kulağa çok hoş geliyor.”, “Kulaklarıma inanamıyorum!”, “Buna inanamayacaksın, ama bu gerçekten de böyle, kulaklarımla duydum..” Ayrıca işitsel algıların güçlü olmasından ve de öğrenme sürecinin bu yönde ilerlemesinden dolayı, bu bireyler, iletişimde bulundukları bireyin ses tonuna oldukça önem verirler.

Çocuğun öğrenme sürecini desteklemek, derste öğrenilen bilgilerin tekrar edilebilmesini sağlamak adına, evde sesli kitapların kullanılması, çocuğun, kitabı kendisinin yüksek sesle okuması ya da çocuğa, birinin o kitabı okuması gibi yöntemler önerilebilir. Buna ek olarak, çocuğa okunan bir kitap ya da anlatılan bir masaldan hemen sonra, ondan sözlü olarak o kitap ya da masaldan ne anladığını birkaç cümle ile anlatması istenebilir. Bu stile sahip olan çocuklar, gerek hikaye anlatımından, gerek yeni bir dil öğrenmekte daha başarılı olurlar. Kendi kendine yüksek sesle konuşarak tekrarın yapılması, bir bilginin ses kaydının alınıp, sonradan dinlenmesi, hatalarını veya yanlışlarını onlara anlatılarak, yani sözlü olacak şekilde öğretmeni ya da yetişkinin düzeltmesi bu tür çocuklar için daha etkili bir öğrenme yöntemi olacaktır. Oyun oynamayı ve resim yapmayı pek sevmeseler de, müzik dinlemeyi severler. Bir şeyi düşünürken genellikle konuşan bireyin kulak hizasına doğru ya da ağızına bakarlar. Bu durumu nörolinguistik programlama tekniği kapsamında ele alacak olursak, bu tekniğe göre, sağ karşıya bakmak, işitsel olarak eskiyi anımsamayı, sol karşıya bakmak ise, işitsel olarak yeni ses yaratmayı ifade eder. Ancak solaklar için bu yönler tam tersi şekilde işlemektedir.

Kinestetik öğrenme stili:

Bu stile sahip olan çocuklar dokunarak ve dokunduklarını hissederek, uygulama esnasında öğrenmeyi gerçekleştirirler. Dolayısıyla, ilgili nesneyi eline alıp ona dokunmak, onu incelemek isterler. Bu yüzden, eğitim araçları bu ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenip, kullanılmalıdır. Ayrıca, bu tip bireylerin uzun süreliğine dikkatlerini bir konuda toplamaları zor olabileceği durumu göz önünde bulundurulmalıdır. Sınıfta sürekli bir hareket halinde olurlar, hareket gerektiren aktiviteleri yapmaktan hoşlanırlar, aksi takdirde çabuk sıkılırlar. Sınıfta tahtanın silinmesi, pencerenin açılması, öğretmenin bir eşyayı bir yere götürülmesi konusunda öğrencilerden destek istemesi gibi konularda, destek için ilk parmak kaldıranlar, yine onlardır. Beden koordinasyonları iyidir. Duyduklarını ya da gördüklerini değil, yaptıklarını hatırlarlar. Bu konu onların yeni ortama adaptasyonları için de geçerlidir. Diğer bir ifadeyle, daha önce gitmiş oldukları bir yere bir daha gittiklerinde ya da ona aktarılan bir konu dramatize edilip, ona aktarıldığında, konuyu daha iyi anlayacak, mevcut deneyimleri doğrultusunda o konuyla ilgili sürece veya duruma adapte olmaları, duygularının da ön planda olması sebebiyle, hızlanacaktır. Bu bireylerle ön hazırlık çalışmaları kapsamında simülasyon gibi çalışmaların yapılması yararlı olacaktır. Bir şeyi düşünürken aşağı doğru bakarlar. Nörolinguistik programlama tekniğine göre, sağ aşağıya bakmak, iç sesle konuşmayı, sol aşağıya bakmak ise, tat veya kokuyu anımsamayı ifade eder. 

Kinestetik ya da dokunsal öğrenme stiline sahip olan bir çocuğa, “Günün nasıl geçti?” diye sorulduğunda, çocuğun, gün içerisinde dokunsal ve duygusal olarak öğrendiklerinden bahsedeceğini deneyimleyeceksiniz. Aynı zamanda da, bir olaydan bahsederken, cümlelerinde, özellikle de duygularını ve o andaki hislerini belirten betimlemelere oldukça fazla yer verdiğini göreceksiniz, çünkü bu bireyler, duyguları ile ilgili konuşmayı severler. Örneğin, “O anda kendimi çok kötü hissettim.”, “Bu söylenenler doğru değil, ben öyle hissediyorum..”. Bunun yanı sıra, iletişim esnasında kendilerini ifade ederken beden dilini kullanmayı da tercih ettiklerini gözlemleyebilirsiniz (konuşma esnasında bilinçsizce karşıdakine dokunma veya ellerini kullanma vb.).

Çocuğun öğrenme sürecini desteklemek adına, bir kutunun ya da kesenin içinde bulunan nesneleri dokunarak tanımaya çalışması oyunu olan “sihirli kese” oyunu çocuğa oynatılabilir. Ayrıca, bu tip bireyler için yürüyüş yaparken konuların tekrar edilmesi veya ezber yapılması etkili bir yöntem olacaktır. Ders çalışırken bir şeyler yemeyi ya da sakız çiğnemeyi severler. Her şeye fiziksel tepki verebilirler. Taklit ederek veya uygulayarak öğrenirler. Dolayısıyla, bir davranış değişikliği yaptırmak gibi bir amacımız var ise, çocuğu uygulamalı olarak önce doğrusunun ya da diğer ifadeyle olmasını istediğimiz davranışın bir uygulamasını önce bizler göstermeliyiz. Ayrıca, plan ve programdan pek hoşlanmadıkları için de, süreç bunu bilerek yürütülmelidir. Örneğin: Aile içindeki kurallar gereğince; Her akşam saat 19:00’da akşam yemeği yenir.” deniyor ise, çocuğun bu kurala uymasını sağlamak için tüm aile bireylerinin de örnek teşkil etmesi bakımından saat 19:00’da sofrada olmaları gerekir.  Rahat giyinmeyi severler. Sosyal bireylerdir, proje ödevleri verilebilir. Az ve öz konuşurlar. Uygulama yöntemiyle öğrenmeyi gerçekleştirdiklerinden dolayı, özellikle de ev ödevlerini yapmalı, eline kalemini alıp, öğrenilenleri uygulamaya geçirmeli, bol örnek soru çözmeli, pratik yapmalıdırlar. Ellerini ve vücudunu kullanabilecekleri, spor ve hareket gerektiren etkinlikler dışında, tiyatro, rol yapma oyunları, dans, drama gibi etkinlikler de fayda sağlayacaktır.

Yukarıda ele alınan üç öğrenme stilini okurken çocuğunuzu hangi öğrenme stilinde daha çok görebildiyseniz, muhtemelen o öğrenme stili onun için daha etkili ve baskın bir öğrenme stili olacaktır. Bir yetişkinin, çocuğunun öğrenme stilini bilmeden, kendi öğrenme stili doğrultusunda onu yönlendirmesi ve yetiştirmesi doğru olmayacaktır. Çocuğu doğru yetiştirmek için de, erken yaşlarda öğrenme stilinin farkına varılması iyi olacaktır. Çocuğun öğrenme stiline daha erken yaşlarda farkına varabilmek için ise, her üç öğrenme stilini de destekleyebilecek, özellikle de çocukluk dönemindeki oyuncak seçimlerine dikkat etmek yararlı olacaktır. Oyuncak seçimi, aynı zamanda çocukların duyusal gelişimi üzerinde büyük bir etkisi bulunmaktadır. Buna örnek olarak; çocuğun işitsel gelişimi açısından çıngırak gibi ses çıkaran oyuncaklar, müzik ve ritim gelişimi için oyuncak davullar, piyano gibi küçük oyuncak müzik enstrümanlar kullanılabilir. Görsel hafıza gelişimi açısından çeşitli hareketli ve/veya müzikli dönenceler bebeklik döneminde tercih edilebilir. Görsel ve dokunsal kazanım ve gelişimi açısından kare, daire, üçgen gibi farklı geometrik şekillerde oyuncaklar ve yaşa bağlı olarak kinetik kum, yapboz oyun matı, çıngıraklı halkalar ve küp kutusu geometrik şekilli oyuncaklar aynı şekilde kullanılabilir. Oyuncak seçimi dışında, çocuğun öğrenme stiline uygun ve doğru öğrenme araçların kullanılması da son derece önemlidir. Bir yetişkin, çocuğun öğrenme stilini doğru keşfettiği takdirde, onun öğrenme sürecinin daha verimli olmasında, onun çözüm odaklı, benlik saygısı gelişmiş ve okula karşı olumlu bir tutum sergileyen bir birey olması konusunda destek olabilecektir. Ancak, son olarak belirtilmelidir ki, baskın olan tekbir öğrenme stili olabileceği gibi, kimi bireylerde bu iki, hatta üç stilin aynı anda görülmesi de olabilir.

İLGİLİ HABERLER