Brexit’in Ardından İngiltere’den AB ile Yakınlaşma Girişimi
İngiltere Başbakanı Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümetinin, Brexit sonrası Avrupa Birliği ile ekonomik ilişkileri yeniden derinleştirmek amacıyla dikkat çekici bir teklif sunduğu ortaya çıktı. İngiliz hükümetinin, Avrupa ile ticari bağları güçlendirmek için AB’ye “tek mal pazarı” modeli önerdiği iddia edildi.
The Guardian gazetesinin özel haberine göre, Kabine Ofisi’nin AB ilişkilerinden sorumlu üst düzey yetkilisi Michael Ellam, Brüksel temaslarında İngiltere ile Avrupa arasında malların daha serbest dolaşımını sağlayacak yeni bir ekonomik yapı fikrini gündeme taşıdı. Londra yönetiminin özellikle sanayi, gıda ve ticaret sektörlerinde Brexit sonrası oluşan bürokratik engelleri azaltmayı hedeflediği belirtiliyor.
AB’den İngiltere’ye Soğuk Yaklaşım
Haberde yer alan bilgilere göre Avrupa Birliği yetkilileri, İngiltere’nin önerisine temkinli yaklaştı. Brüksel’in bunun yerine İngiltere’ye Avrupa Ekonomik Alanı ya da gümrük birliği seçeneklerini işaret ettiği ifade edildi. Ancak bu modeller, İşçi Partisi hükümetinin kamuoyuna açıkladığı siyasi kırmızı çizgilerle doğrudan çelişiyor.
Başbakan Keir Starmer daha önce yaptığı açıklamalarda İngiltere’nin yeniden AB’ye dönmeyeceğini, tek pazara katılmayacağını ve gümrük birliğine girmeyeceğini net biçimde dile getirmişti. Özellikle Avrupa Ekonomik Alanı modeli, serbest dolaşımı da kapsadığı için Londra yönetimi açısından siyasi risk taşıyor.
Theresa May Dönemindeki Tartışmalar Yeniden Gündemde
Uzmanlara göre İşçi Partisi’nin bugün tartıştığı model, eski Başbakan Theresa May dönemindeki Chequers Planı’nı hatırlatıyor. May hükümeti de 2018 yılında insanların serbest dolaşımı olmadan mallar için ortak kurallar sistemi kurulmasını önermiş ancak AB tarafından kabul edilmemişti.
Avrupa Birliği tarafı, İngiltere’ye özel bir model sunulmasının Birlik içinde siyasi sonuçlar doğurmasından endişe ediyor. Özellikle Fransa gibi ülkelerde yükselen AB karşıtı hareketlerin, İngiltere’ye verilecek ayrıcalıklı bir statüyü örnek göstererek Brüksel’e karşı yeni tartışmalar başlatabileceği değerlendiriliyor.
Bir AB diplomatı, “Üye olmayan bir ülkenin tam üyelerden daha avantajlı hale gelmesi Avrupa Birliği’nin temel yapısını tartışmalı hale getirir” sözleriyle Birliğin yaklaşımını özetledi.
Temmuz Zirvesi Kritik Görülüyor
İngiltere ile Avrupa Birliği arasında 13 Temmuz’da yapılacak zirve, ilişkilerin geleceği açısından kritik önem taşıyor. Tarafların zirvede özellikle veterinerlik anlaşması, emisyon ticaret sistemi ve gençlik hareketlilik programı başlıklarında ilerleme sağlamayı hedeflediği belirtiliyor.
Gıda ve tarım ürünlerinin ticaretini kolaylaştıracak SPS anlaşmasının, İngiltere ekonomisine uzun vadede milyarlarca sterlin katkı sağlayabileceği ifade ediliyor. Bunun yanında karbon piyasalarının entegrasyonu için emisyon ticaret sistemlerinin birbirine bağlanması da görüşmelerin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Gençlik Hareketlilik Programında Çıkmaz
Taraflar arasındaki en büyük anlaşmazlıklardan biri ise gençlik hareketlilik programı konusunda yaşanıyor. İngiltere, programa katılım sayısına sınırlama getirmek isterken AB tarafı buna karşı çıkıyor. Ayrıca Londra yönetimi, Avrupalı öğrencilerin İngiliz üniversitelerinde yerel öğrenci ücretlerinden yararlanmasına sıcak bakmıyor.
Başbakan Keir Starmer ise Avrupa ile daha güçlü bağların kurulması gerektiğini savunarak gençlerin Avrupa’da çalışma, eğitim alma ve yaşama imkanlarının artırılmasını desteklediğini açıklamıştı.
Savunma Alanında Yakınlaşma Arayışı
İngiltere’nin Avrupa ile yalnızca ticarette değil savunma alanında da daha yakın iş birliği aradığı belirtiliyor. Londra yönetimi, Avrupa Birliği’nin Ukrayna için hazırladığı 90 milyar euroluk savunma fonuna dahil olmayı hedefliyor. Bu sayede İngiliz savunma şirketlerinin Ukrayna projelerinde yer almasının önü açılabilir.
AB Komisyonu da savunma sanayi iş birliği konusunda İngiltere ile ortak çalışmalara açık olduklarını açıkladı.
Reform Partisi Baskısı Hükümeti Zorluyor
Haberde, İşçi Partisi hükümetinin AB ile ilişkiler konusunda hızlı adımlar atmaktan çekinmesinde iç siyasetin de etkili olduğu vurgulandı. Özellikle yaklaşan Makerfield ara seçimi öncesinde Nigel Farage çizgisindeki AB karşıtı Reform Partisi’nin yükselişi dikkat çekiyor.
İşçi Partisi içinde geleceğin lider adayları arasında gösterilen Andy Burnham da İngiltere’nin yeniden AB’ye katılma hedefi taşımaması gerektiğini söyleyerek “önceliğin ülkenin iç sorunları olması gerektiğini” savundu.
AB ve Meksika’dan Stratejik Ticaret Anlaşması
Avrupa Birliği aynı gün Mexico ile uzun süredir beklenen yeni serbest ticaret anlaşmasını da imzaladı. Anlaşma; dijital ticaret, hizmet sektörü, kamu ihaleleri, yatırımlar ve tarım ürünlerini kapsayacak şekilde genişletildi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen anlaşmayı “jeopolitik açıdan tarihi bir adım” olarak değerlendirirken, Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ise yeni dönemin iki taraf için büyük ekonomik fırsatlar yaratacağını söyledi.
Brexit Sonrası Yeni Dönem Arayışı
Brexit’in üzerinden yaklaşık on yıl geçmesine rağmen İngiltere ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceği konusu hâlâ netlik kazanmış değil. Londra yönetimi ekonomik büyümeyi hızlandırmak için Avrupa ile daha yakın ilişkiler kurmaya çalışırken, Brüksel ise Birlik içinde yeni siyasi krizler yaratabilecek özel anlaşmalara mesafeli yaklaşmayı sürdürüyor.