İngiltere’de Eşini Çekiçle Öldürüp Cesedini Dondurucuda Saklayan Kocaya Müebbet Hapis
İngiltere’nin West Yorkshire bölgesinde 37 yaşındaki eşini çekiçle öldürdükten sonra cesedini iki hafta boyunca dondurucuda saklayan 46 yaşındaki David Barraclough, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanığın cinayetin ardından eşinin banka hesaplarındaki paraları harcadığını, flört uygulamalarına üye olduğunu ve eskortlarla iletişime geçtiğini ortaya koydu.
Eşini Yatakta Çekiçle Öldürdü
İngiltere’nin Wakefield kentine bağlı Horbury bölgesinde yaşanan cinayet, Leeds Crown Court’ta görülen davayla sonuçlandı.
46 yaşındaki David Barraclough, 37 yaşındaki eşi Carolann Barraclough’u 20 Şubat 2026 tarihinde evlerinde çekiçle öldürdüğünü kabul etti.
Davaya bakan Yargıç Andrew Stubbs KC, cinayetin kadının yatakta bulunduğu sırada gerçekleştirilen son derece ağır bir saldırı olduğunu belirtti.
Mahkemede, cinayet sırasında kadının üç çocuğunun da evde bulunduğu açıklandı.
Yargıç, çocukların saldırıya tanık olmamasını ve annelerinin cesedini bulmamasını büyük bir şans olarak değerlendirdi.
Cesedini İki Hafta Boyunca Dondurucuda Sakladı
Mahkemede açıklanan bilgilere göre Barraclough, cinayetin ardından eşinin cesedini bir yorgana sardı.
Kadının ellerini ve ayak bileklerini bantla bağlayan sanık, başına çöp poşeti geçirdikten sonra cesedi evin yardımcı hizmet odasındaki dondurucuya yerleştirdi.
Carolann Barraclough’un cesedi yaklaşık iki hafta boyunca burada saklandı.
Olay, mart ayında polise yapılan bir güvenlik endişesi bildiriminin ardından ortaya çıktı.
Polis ekipleri, Wakefield yakınlarındaki Horbury’de bulunan eve gittiklerinde kadının cansız bedenine ulaştı.
Cinayetin Ardından Flört Uygulamalarına Üye Oldu
Duruşmada, David Barraclough’un cinayetten sonraki davranışlarına ilişkin çarpıcı ayrıntılar da paylaşıldı.
Mahkeme kayıtlarına göre sanık, eşinin cesedi dondurucuda bulunduğu sırada çeşitli flört uygulamalarına üye oldu.
Ayrıca eskortlarla iletişime geçti ve başka bir kadınla cinsel içerikli mesajlar paylaştı.
Yargıç Stubbs, sanığın bu davranışlarının eşine, çocuklarına ve ailesine karşı büyük bir duyarsızlık gösterdiğini ifade etti.
Barraclough’un cinayetin ardından eşinin ölümünden dolayı büyük üzüntü yaşadığını iddia ettiği, ancak mahkemenin bu açıklamaları inandırıcı bulmadığı belirtildi.
Eşinin Banka Hesaplarındaki Paraları Harcadı
Cinayetin ardından sanığın ortak banka hesabındaki paraları da kullandığı ortaya çıktı.
Mahkemede, Barraclough’un eşine ait banka kartıyla ortak hesaptan yüksek miktarlarda nakit çektiği açıklandı.
Sanığın bu paraları cinayet sonrasında sürdürdüğü yaşamını finanse etmek amacıyla kullandığı belirtildi.
Yargıç Stubbs, Barraclough’un 5 Mart tarihinde polise teslim olduğu gün çiftin banka hesaplarında yalnızca 16 peni kaldığını söyledi.
Savcılık, bu davranışların sanığın eşinin ölümünden sonra sergilediği tutum açısından önemli deliller oluşturduğunu vurguladı.
Kızına Annesiymiş Gibi Mesaj Gönderdi
Davanın en dikkat çekici ayrıntılarından biri, sanığın öldürdüğü eşinin telefonunu kullanarak kadının kızını kandırması oldu.
Mahkemede, Barraclough’un Carolann’ın telefonundan mesajlar göndererek genç kıza annesinin hastanede bulunduğu izlenimini verdiği açıklandı.
Sanık, 2 Mart tarihinde gönderdiği mesajda kadının kendisini daha iyi hissetmeye başladığını ve yakında eve döneceğini yazdı.
4 Mart tarihinde ise annesiymiş gibi davranarak kızına sevgisini ifade eden ve iyi günler dileyen başka bir mesaj gönderdi.
Bu mesajların gönderildiği sırada Carolann Barraclough’un cesedi hâlâ evdeki dondurucuda bulunuyordu.
Yıllarca Şiddet ve Kontrolcü Davranışlarda Bulunmuş
David Barraclough, 5 Mart tarihinde bir polis merkezine giderek eşini öldürdüğünü itiraf etti.
Sanık, cinayeti 20 Şubat’ta işlediğini söyledi ve kendisinin aile içi şiddet mağduru olduğunu ileri sürdü.
Ancak mahkeme, bu savunmayı kabul etmedi.
Yargıç Stubbs, sanığın anlatımının çok sayıda yalan içerdiğini belirterek, David Barraclough’un eşine yıllar boyunca şiddet uyguladığını ve kontrolcü davranışlar sergilediğini ifade etti.
Savcılık da sanığın kendisini mağdur gibi göstermeye çalıştığını, ancak dosyadaki delillerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu açıkladı.
Mahkemeye Çıkmayı Reddetti
David Barraclough, 9 Ekim Cuma günü Leeds Crown Court’ta gerçekleştirilen ceza duruşmasına katılmayı reddetti.
Yargıç Stubbs, sanığın mahkemeye zorla getirilmesine imkân sağlayacak ve uymayanlara iki yıla kadar ek hapis cezası öngörecek yeni yasal yetkileri kullanmak istediğini belirtti.
Ancak söz konusu düzenlemenin henüz yürürlüğe girmediğini ifade etti.
Bu nedenle mahkeme, sanığın yokluğunda ceza kararını açıkladı.
En Az 22 Yıl Bir Ay Cezaevinde Kalacak
Leeds Crown Court, David Barraclough’u cinayet suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme, sanığın şartlı tahliye için değerlendirilebilmesinden önce en az 22 yıl bir ay cezaevinde kalmasına hükmetti.
Bu süre, sanığın 22 yılın sonunda otomatik olarak serbest bırakılacağı anlamına gelmiyor.
Barraclough, belirlenen asgari süreyi tamamladıktan sonra ancak ilgili şartlı tahliye makamlarının uygun görmesi halinde serbest bırakılabilecek.
Acılı Aileden Duygusal Açıklama
Carolann Barraclough’un kız kardeşi Sarah Rowley tarafından hazırlanan açıklama mahkemede okundu.
Rowley, kız kardeşinin şiddet sonucu hayatını kaybetmesinin bütün aileyi derinden sarstığını belirtti.
Carolann’ın çocuklarını hayatının merkezine koyan bir anne olduğunu anlatan Rowley, onun yokluğunun ailede doldurulamayacak büyük bir boşluk oluşturduğunu ifade etti.
Aile üyeleri, kararın açıklanmasının ardından Leeds Crown Court binası önünde bir araya geldi.
Savcılık: Deliller Sanığın İddialarını Çürüttü
Yorkshire ve Humberside Kraliyet Savcılık Servisi kıdemli savcılarından Jill May, kararın ardından yaptığı açıklamada Barraclough’un kendisini aile içi şiddet mağduru olarak göstermeye çalıştığını söyledi.
May, sanığın eşini öldürmekten başka seçeneği olmadığı yönünde bir savunma geliştirdiğini, ancak delillerin bu iddiaları desteklemediğini belirtti.
Savcılık, cinayetten sonraki haftalarda flört uygulamalarının indirilmesi ve ortak hesaptan büyük miktarlarda para çekilmesinin de sanığın davranışlarına ilişkin önemli bulgular arasında bulunduğunu vurguladı.
Mahkemenin verdiği müebbet hapis kararıyla birlikte, West Yorkshire’da yaşanan ve üç çocuğu annesiz bırakan cinayet davası sonuçlanmış oldu.

