İngiltere’de Kardeş Krizi! Charles’ın Saltanatı Risk Altında mı?
İngiltere monarşisi, Prince Andrew’un tutuklanması ve kamu görevinde usulsüzlük şüphesiyle sorgulanmasının ardından ciddi bir meşruiyet baskısıyla karşı karşıya. İddialar, Andrew’un İngiliz hükümeti adına yürüttüğü ticari temaslarda elde edilen hassas bilgileri uygunsuz şekilde paylaştığı yönünde. Soruşturma henüz sonuçlanmamış olsa da olayın sembolik etkisi son derece büyük.
Uzmanlara göre bu gelişme, 1936’daki tahttan çekilme krizinden bu yana kurumu doğrudan hedef alan en ağır sınavlardan biri olabilir.
King Charles III İçin Zorlu Dönem
King Charles III, kardeşinin gözaltına alınmasının ardından yaptığı kısa açıklamada “görev ve hizmet” vurgusu yaptı. Ancak kamuoyunda asıl tartışılan konu, sarayın yıllardır biriken iddialar karşısında neden daha erken harekete geçmediği.
Andrew’un kamu görevlerinden çekilmesi, askeri rütbelerinin alınması ve kraliyet unvanlarının sınırlandırılması gibi adımlar atılmış olsa da, birçok gözlemci bu önlemlerin gecikmiş olduğunu savunuyor.
Epstein Dosyaları ve Uluslararası Baskı
Andrew’un adı daha önce Jeffrey Epstein skandalıyla anılmış, BBC’ye verdiği tartışmalı röportaj kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Epstein bağlantılı belgelerin yayımlanması, özellikle ABD’de siyasi boyut kazanırken İngiltere’de anayasal ve kurumsal bir tartışmaya dönüştü.
Eski başbakan Gordon Brown, olası ihmallerin araştırılması için resmi makamlara çağrıda bulundu.
Taht Sırası ve Devlet Danışmanlığı Tartışması
Andrew hâlâ taht sıralamasında yer alıyor ve teknik olarak “devlet danışmanı” statüsüne sahip. Ancak fiilen hiçbir kraliyet görevi üstlenmesi beklenmiyor. Unvanların tamamen geri alınması ise parlamentonun onayını gerektirebilir.
Kamuoyu Desteğinde Erozyon
Son kamuoyu yoklamaları, monarşiye desteğin zayıfladığını gösteriyor. Kurumun kaldırılmasını savunanların oranı artarken, genç kuşaklarda cumhuriyetçi eğilim güçleniyor.
Monarşi tarihsel olarak krizleri atlatmayı başardı. Ancak bu kez mesele yalnızca bireysel bir skandal değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu güveni ekseninde yapısal bir sorgulama niteliği taşıyor.