Londra’da aynı gün iki dev gösteri: Aşırı sağ yürüyüşü ve Filistin’e destek mitingi
İngiltere’nin başkenti Londra, 16 Mayıs Cumartesi günü son yılların en gergin ve en yoğun protesto günlerinden birine sahne oldu. Bir tarafta “Unite the Kingdom” adı altında organize edilen aşırı sağcı yürüyüş, diğer tarafta ise Nakba Günü kapsamında düzenlenen dev Filistin’e destek gösterisi vardı. Kent merkezinde binlerce kişi sokaklara çıkarken, Metropolitan Polisi olası çatışmaları önlemek için yaklaşık 4 bin polisi görevlendirdi.
Günün ilerleyen saatlerinde polis operasyonlarında toplam 31 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Gözaltıların “çeşitli suçlarla” bağlantılı olduğu belirtilirken, güvenlik güçleri olayların büyük ölçüde kontrol altında tutulduğunu savundu.
Filistin’e destek gösterisinin organizatörleri, yürüyüşe en az 250 bin kişinin katıldığını iddia etti. Organizatörler, katılımın aşırı sağcı Unite the Kingdom yürüyüşünden yaklaşık 10 kat daha fazla olduğunu belirtti. Göstericiler Londra’nın merkezinde Filistin bayrakları taşıyarak Gazze’deki savaşın sona ermesi çağrısında bulundu. Kalabalık arasında “Özgür Filistin”, “Ateşkes şimdi” ve “Nakba unutulmadı” sloganları öne çıktı.
Pall Mall bölgesindeki mitingde konuşan eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, İngiliz siyasetinde sadece lider değişiminin yeterli olmayacağını söyledi. Corbyn, “Sorun kişilikler değil politikalar. Gerçek değişim ekonomik, sosyal ve uluslararası politikaların değişmesiyle olur” ifadelerini kullandı. Corbyn ayrıca aşırı sağ hareketleri hedef alarak, “Nefret insanları bölebilir ama bir tane bile ev inşa edemez, bir hastaneyi düzeltemez, sokakta yaşayan bir insanın hayatını değiştiremez” dedi.
Your Party’nin kurucularından Zarah Sultana da kalabalığa hitap etti. Sultana, İşçi Partisi içinde adı öne çıkan Andy Burnham’ın gerçek bir alternatif olmadığını savunarak, “Sistem bize sadece lider değişiminin çözüm olduğunu söylüyor. Oysa sorun çok daha derin” dedi.
Öte yandan Unite the Kingdom yürüyüşü, aşırı sağcı grupların ve Tommy Robinson destekçilerinin katılımıyla gerçekleşti. Gösteri boyunca İngiliz bayrakları, Hristiyanlık sembolleri ve İsrail bayrakları dikkat çekti. Guardian muhabirleri, bazı katılımcıların Haçlı şövalyesi kostümleri giydiğini, yürüyüşte “Britanya için savaş” temalı broşürler dağıtıldığını aktardı.
Yürüyüş sırasında dağıtılan bazı broşürlerde “beyaz insanlar için gelecek” ifadelerinin yer aldığı belirtildi. Guardian’ın haberine göre broşürlerde, “Biz aynı değerlere sahip beyaz Avrupalıların kardeşliğiyiz” ifadeleri kullanıldı. Bu durum İngiltere’de aşırı sağ hareketlerin yeniden güç kazandığı yönündeki tartışmaları alevlendirdi.
Gösteride dikkat çeken bir başka unsur ise İran rejimi karşıtı grupların varlığı oldu. Bazı İngiliz-İranlı protestocuların eski İran monarşisinin bayraklarını taşıdığı görüldü. Bu grupların özellikle anti-İslamcı söylemler nedeniyle İngiltere’deki bazı aşırı sağ çevrelerle ortak zemin bulduğu yorumları yapıldı.
Başbakan Yardımcısı David Lammy, Unite the Kingdom organizatörlerini sert sözlerle eleştirdi. Lammy, “Bu insanlar nefret ve bölünme yayıyor. Benim gurur duyduğum Britanya’yı temsil etmiyorlar” dedi.
Günün en dikkat çekici güvenlik uygulamalarından biri ise yüz tanıma teknolojisinin kullanılması oldu. Metropolitan Polisi’nin Kings Cross çevresinde canlı yüz tanıma sistemlerini devreye aldığı bildirildi. Bu uygulama, protestolar sırasında olası suçluları önceden tespit etmek amacıyla gerçekleştirildi.
Protestolarla bağlantılı en ciddi olaylardan biri Birmingham’daki saldırı oldu. West Midlands Polisi, Stirchley bölgesinde bayrakların kaldırılması sonrası çıkan tartışmada bir kişinin minibüsle ezildiğini açıkladı. 30’lu yaşlarındaki yaralının bacağının kırıldığı ve ameliyat edildiği belirtildi. Olayla bağlantılı bir şüpheli Londra Euston istasyonunda Unite the Kingdom yürüyüşüne katılmak üzere geldiği sırada gözaltına alındı. Polis ayrıca bir başka kişinin polis memuruna saldırı çağrısı yaptığı şüphesiyle tutuklandığını açıkladı.
Aşırı sağ gösterinin sonunda Led By Donkeys adlı kampanya grubu dikkat çekici bir karşı eylem gerçekleştirdi. Grup, dev bir ekran kurarak “Göç Britanya’yı harika yapar” sloganını göstericilere yansıttı. Bu görüntüler sosyal medyada kısa sürede viral oldu.
İngiltere’de son dönemde göç, Filistin protestoları, aşırı sağ hareketlerin yükselişi ve siyasi kutuplaşma üzerine tartışmalar yoğunlaşırken, Londra’daki bu iki büyük gösteri ülkedeki toplumsal gerilimin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.