İngiltere Visa ve Mastercard Bağımlılığını Azaltmak İçin Ulusal Ödeme Sistemi Kuruyor
İngiltere’nin önde gelen bankaları, küresel jeopolitik riskler ve ABD merkezli ödeme sistemlerine bağımlılık konusundaki endişeler nedeniyle, Visa ve Mastercard’a alternatif olacak ulusal bir ödeme sistemi kurmak için harekete geçiyor. Finans sektörünün üst düzey yöneticileri, yeni sistemin kurulması için ilk resmi toplantıyı bu hafta gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
Trump Faktörü ve Artan Bağımlılık Endişesi
Girişimin arkasındaki en önemli motivasyonlardan biri, ABD’nin küresel finans sistemindeki etkisi ve siyasi gelişmelerin ödeme altyapılarını etkileyebileceği yönündeki kaygılar. Özellikle Donald Trump’ın son dönemde NATO müttefiklerine yönelik sert açıklamaları ve dış politikadaki sert tutumu, ABD merkezli ödeme ağlarına aşırı bağımlılığın risk oluşturabileceği endişesini artırdı.
Uzmanlara göre, ABD şirketlerinin olası yaptırımlar veya siyasi kararlar doğrultusunda ödeme ağlarını devre dışı bırakması durumunda, İngiltere ekonomisi ciddi bir ödeme krizine sürüklenebilir.
İngiltere’de Kart Ödemelerinde Visa–Mastercard Hakimiyeti
Birleşik Krallık Ödeme Sistemleri Düzenleyicisi’nin verilerine göre, ülkedeki kartlı işlemlerin yaklaşık yüzde 95’i Visa ve Mastercard altyapısı üzerinden gerçekleşiyor. Nakit kullanımının hızla azalması, kart ve dijital ödeme sistemlerinin ekonomideki önemini daha da artırmış durumda.
Uzmanlar, bu iki dev şirketin sistemlerinde yaşanabilecek bir kesintinin, günlük ticaretin büyük ölçüde durmasına yol açabileceğini belirtiyor.
Rusya Örneği Endişeleri Artırıyor
ABD yaptırımları sonrası Visa ve Mastercard’ın Rusya’daki faaliyetlerini durdurması, ülkede ödeme sistemlerinde ciddi aksaklıklara yol açmış ve birçok kişi günlük işlemlerini gerçekleştirmekte zorlanmıştı. İngiltere’deki finans çevreleri, benzer bir durumun Batı ülkelerinde de yaşanabileceği riskini artık daha ciddi şekilde değerlendiriyor.
Avrupa’da da Benzer Tartışmalar Yükseliyor
Benzer tartışmalar Avrupa Birliği içinde de sürüyor. Avrupa Parlamentosu Ekonomi ve Para İşleri Komitesi Başkanı Aurore Lalucq, Avrupa’nın kendi ödeme altyapısını kurması gerektiğini belirterek, ABD şirketlerine bağımlılığın stratejik risk yarattığını ifade etmişti.
Lalucq, Avrupa Komisyonu’na adeta bir “ödeme sistemleri için Airbus modeli” kurulması çağrısında bulunmuştu.
İngiltere Daha Dengeli Bir Yol İzliyor
Ancak İngiltere, AB’ye kıyasla daha temkinli bir yaklaşım izliyor. Yeni sistem ABD şirketlerine karşı doğrudan bir meydan okuma olarak değil, mevcut altyapıya alternatif ve yedek bir sistem olarak planlanıyor.
Dikkat çekici olan ise Visa ve Mastercard’ın da yeni projede yer alan finansman grubuna dahil olması. Santander UK, NatWest, Nationwide, Lloyds Banking Group ve ATM ağı Link gibi önemli kurumlar da projeye destek veren kuruluşlar arasında bulunuyor.
Bank of England: Amaç Sistemi Daha Dayanıklı Hale Getirmek
İngiltere Merkez Bankası yetkilileri, girişimin siyasi değil, sistem güvenliği ve dayanıklılığı açısından önemli olduğunu vurguluyor. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, yeni altyapının mevcut ödeme sistemlerinde yaşanabilecek kesintilere karşı ek güvenlik sağlayacağını belirtiyor.
DeliveryCo ve 2030 Hedefi
Yeni ödeme sisteminin kurulması için oluşturulacak şirketin adı DeliveryCo olacak. Finans kuruluşları yeni yapının yönetim, finansman ve hukuki altyapısını oluşturacak. İngiltere Merkez Bankası ise teknik altyapı planlarını hazırlayarak projeye destek verecek.
Sistemin 2030 yılına kadar tamamen devreye alınması hedefleniyor.
Visa ve Mastercard’tan Rekabete Açık Mesaj
Visa ve Mastercard ise İngiltere pazarına bağlılıklarını sürdürdüklerini ve rekabeti memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Her iki şirket de güvenli ve yenilikçi ödeme çözümleri sunmaya devam edeceklerini ve rekabetin inovasyonu artıracağını savunuyor.
Ödeme Sistemlerinde Yeni Dönem Başlıyor
Uzmanlara göre, İngiltere’nin attığı bu adım yalnızca ulusal bir ödeme altyapısı oluşturmakla kalmayacak, aynı zamanda küresel finans sisteminde ödeme egemenliği tartışmalarını da yeniden alevlendirecek. Önümüzdeki yıllarda birçok ülkenin benzer adımlar atması bekleniyor.