Burnham’dan Tarihi Reform Çağrısı: İngiltere Yazılı Anayasaya mı Geçiyor?
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, hükümetin kapsamlı yetki devri programının yalnızca yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle sınırlı kalmayacağını, aynı zamanda Birleşik Krallık’ın ilk kez yazılı bir anayasaya sahip olmasının önünü açabileceğini söyledi. Burnham’a göre yüzyıllardır teamüllerle yönetilen mevcut sistem, ülkenin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyor ve köklü bir anayasal reform kaçınılmaz hale geliyor.
BBC’de Laura Kuenssberg’in programında konuşan Burnham, İngiltere’nin değişen yönetim yapısının yeni bir anayasal düzen gerektirdiğini belirterek, “Britanya değişiyor. Bu süreç yazılı bir anayasa ihtiyacını daha da güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Yüzyıllardır süren yönetim anlayışı değişebilir
Birleşik Krallık, dünyadaki büyük demokrasiler arasında yazılı bir anayasaya sahip olmayan az sayıdaki ülkeden biri olarak dikkat çekiyor. Ülke bugüne kadar anayasal düzenini parlamentodan geçen yasalar, mahkeme kararları ve gelenekler üzerine kurdu.
Burnham ise bu yapının artık yeterli olmadığını savunuyor. Hükümetin hazırladığı yeni model kapsamında yetkilerin önemli bir bölümü Westminster ve Whitehall’dan alınarak bölgesel belediye başkanlarına ve yerel yönetimlere devredilecek. Böylece ekonomik kararların önemli kısmı Londra yerine bölgelerde alınabilecek.
Gelir vergisinin bir bölümü bölgelerde kalacak
Geçtiğimiz hafta açıklanan reform paketine göre, 2028 yılının başından itibaren İngiltere genelindeki bölgesel belediye başkanları kendi bölgelerinde toplanan gelir vergisinin belirli bir kısmını kullanma yetkisine sahip olacak.
Ekim ayında açıklanması beklenen ikinci aşama düzenlemelerde ise Londra, Greater Manchester ve West Midlands gibi ekonomik açıdan güçlü bölgelerin gelirlerinin bir bölümünü Hull ve East Yorkshire gibi daha az gelişmiş bölgelere aktarması öngörülüyor. Hükümet böylece ülke genelinde yaşam standartlarını birbirine yaklaştırmayı hedefliyor.
Almanya modeli örnek alınıyor
Burnham, önerdiği sistem için Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrasında kabul ettiği Grundgesetz (Temel Yasa) modelini örnek gösteriyor. Alman anayasasında tüm eyaletlerde eşdeğer yaşam standartlarının sağlanması temel ilke olarak kabul edilirken, zengin bölgeler daha az gelişmiş eyaletlere mali katkı sağlıyor.
Başbakan, benzer bir sistemin İngiltere’de de uygulanabileceğini ve ekonomik fırsatların yalnızca Londra’da yoğunlaşmasının önüne geçilebileceğini savunuyor.
Uzmanlar: Çok büyük bir anayasal dönüşüm olur
Queen Mary Üniversitesi’nden siyaset profesörü Tim Bale, yazılı anayasanın kabul edilmesinin İngiltere açısından son derece büyük bir değişim anlamına geleceğini söyledi.
Bale’e göre böyle bir düzenleme hükümetlerin yetkilerini sınırlandırabilir ve parlamentonun basit çoğunlukla anayasal kuralları değiştirmesini zorlaştırabilir. Bunun yanında merkezi hükümet ile yerel yönetimlerin yetki alanları da daha net biçimde tanımlanabilir.
Institute for Government Başkanı Dr. Hannah White ise yazılı anayasanın yalnızca yetki devrini değil, devletin bütün işleyişini kapsayacak geniş kapsamlı bir reform gerektireceğini belirterek bunun uzun ve karmaşık bir süreç olacağı değerlendirmesinde bulundu.
“Eşitsizliğin nedeni merkezi yönetim”
Burnham, daha önce yayımlanan Head North adlı kitabında İngiltere’deki derin bölgesel eşitsizliklerin temel nedenlerinden birinin gücün Westminster ve Whitehall’da toplanması olduğunu savunmuştu.
Başbakana göre, karar alma süreçlerinin yerel yönetimlere aktarılması hem ekonomik kalkınmayı hızlandıracak hem de vatandaşların yaşadıkları bölgelere daha fazla yatırım yapılmasını sağlayacak. Burnham, hedeflerinin “her posta kodunda iyi yaşam standartları” oluşturmak olduğunu belirterek bunun yalnızca siyasi bir slogan değil, yeni yönetim modelinin temel ilkesi olacağını vurguladı.
