Başbakanlık, Starmer’ın parlamentoyu istemeden yanılttığını kabul etti
İngiltere siyasetinde gündemin merkezine oturan Peter Mandelson krizi, Başbakan Keir Starmer üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Başbakanlık Ofisi, Starmer’ın Mandelson’ın ABD büyükelçiliği için yürütülen güvenlik soruşturmasına ilişkin Parlamento’ya yaptığı açıklamalarda milletvekillerini “istemeden yanlış yönlendirmiş” olabileceğini kabul etti. Downing Street ise Starmer’ın ne parlamentoyu ne de kamuoyunu bilerek yanıltmadığını savunarak, olayın siyasi değil idari bir bilgi eksikliği sonucu ortaya çıktığını öne sürdü.
Krizin odağında Mandelson’ın güvenlik soruşturması var
Tartışmaların merkezinde, İşçi Partisi’nin önde gelen isimlerinden Peter Mandelson’ın ABD büyükelçiliğine atanma süreci bulunuyor. Ortaya çıkan bilgilere göre Mandelson, güvenlik soruşturması kapsamında yapılan görüşmede olumsuz bir değerlendirme aldı ve onaylanmaması yönünde tavsiye oluşturuldu. Ancak son kararı veren Dışişleri Bakanlığı üst düzey bürokratı Olly Robbins, bu tavsiyeye rağmen süreci ilerletti.
Starmer ise daha önce Avam Kamarası’nda yaptığı açıklamalarda atama sürecinde “gerekli tüm usullerin yerine getirildiğini” söylemişti. Muhalefet bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını savunurken, Başbakanlık bugün yaptığı açıklamayla ilgili bilgilerin o dönemde Starmer’a ulaşmadığını belirtti.
Downing Street: Bilerek yanıltma yok
Başbakanlık sözcüsü, Starmer’ın elindeki bilgiler doğrultusunda konuştuğunu ve güvenlik vetting sürecindeki kritik detayların ne kendisine ne de diğer bakanlara zamanında iletilmediğini söyledi. Açıklamada, söz konusu bilgilerin parlamentoya da aktarılması gerektiği kabul edildi. Ancak hükümet, bunun bilinçli bir yanıltma olmadığı çizgisini net biçimde korudu.
Bakanlık kurallarına göre parlamentoyu bilerek yanıltmak istifa gerektiren bir ihlal sayılıyor. Buna karşılık, istemeden yapılan yanlış yönlendirmelerde bakanlardan beklenti, kaydı en kısa sürede düzeltmeleri. Downing Street de Starmer’ın parlamentoya çıkarak olayın “tüm gerçeklerini” anlatacağını duyurdu.
Muhalefetten sert tepki: “Yalan söyledi” suçlaması
Muhalefet partileri ise hükümetin savunmasını ikna edici bulmuyor. Reform UK lideri Nigel Farage, Starmer’ın güvenlik uyarılarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını savunarak başbakanı açıkça “yalan söylemekle” suçladı. Farage, Mandelson hakkındaki risklerin daha önce basına da yansıdığını, dolayısıyla Başbakan’ın bu süreci bilmeden geçmiş olamayacağını ileri sürdü.
Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch da ilk aşamada Starmer’ın doğrudan yalan söylediğini öne sürmüş, daha sonra kullandığı dili yumuşatarak Başbakan’ın en iyi ihtimalle “ihmalkâr”, en kötü ihtimalle ise “dürüst olmayan” bir tavır sergilediğini söylemişti. Badenoch, buna rağmen Starmer’ın istifa etmesi gerektiği yönündeki çağrısını yineledi.
Hükümet içinden karışık mesajlar
İskoçya Bakanı Douglas Alexander ise Mandelson’ın büyükelçi olarak ilan edilmeden önce güvenlik soruşturmasından geçirilmemesinin bir hata olduğunu kabul etti. Ancak Alexander, Starmer’ın bilerek yanıltma yaptığı iddiasını reddetti ve bunun doğru olması için hükümet içinde geniş çaplı bir örtbas zincirinin varlığının kanıtlanması gerektiğini savundu.
Eski MI6 Başkanı Sir Richard Dearlove ise Dışişleri Bakanı David Lammy’nin süreçten haberdar edilmediği yönündeki açıklamasına kuşkuyla yaklaştı. Dearlove, böylesine önemli bir güvenlik değerlendirmesinin ilgili bakanlara aktarılmamış olmasının inandırıcı olmadığını söyledi. Bu açıklamalar, tartışmanın yalnızca siyasi değil, devlet işleyişi ve bürokratik sorumluluklar açısından da büyüdüğünü gösterdi.
Olly Robbins yarın milletvekillerine ifade verecek
Krizin seyrini değiştirebilecek en önemli gelişmelerden biri de Olly Robbins’in yarın sabah Dışişleri Komitesi’ne ifade verecek olması. Robbins, Mandelson’ın güvenlik değerlendirmesi konusunda neden nasıl hareket ettiğini ve Başbakan’a hangi bilgilerin neden aktarılmadığını milletvekillerine anlatacak.
Eski kabine sekreteri Gus O’Donnell ve bazı üst düzey eski yetkililer ise Robbins’i savunuyor. Bu isimlere göre mevcut yasal ve idari çerçeve, güvenlik soruşturmasının ayrıntılarının bakanlarla paylaşılması konusunda gri alanlar içeriyor. Bu yüzden Robbins’in sistemin kurallarına göre hareket etmiş olabileceği belirtiliyor.
Starmer için kritik gün
Bugün Avam Kamarası’nda yapılacak açıklama, Starmer açısından önemli bir siyasi sınav olarak görülüyor. Her ne kadar İşçi Partisi içinde hemen bir liderlik krizi beklenmese de, Mandelson dosyasının hükümete ciddi bir güven kaybı yaşattığı değerlendiriliyor. Özellikle kamuoyunda siyasete duyulan güvenin zaten zayıf olduğu bir dönemde, hükümetin süreç yönetimindeki zaafı daha görünür hale gelmiş durumda.
Krizin kısa vadede Starmer’ı koltuğundan etmesi beklenmiyor. Ancak muhalefetin baskısı, medyanın yoğun ilgisi ve parti içindeki huzursuzluk, bu dosyanın önümüzdeki haftalarda İngiltere siyasetinin en önemli başlıklarından biri olacağını gösteriyor.
Reform UK’den sığınmacı planı da gündemi sarstı
Günün bir diğer dikkat çeken başlığı ise Reform UK’nin sığınma hakkı almış kişilere yönelik yeni sert planı oldu. Nigel Farage’ın partisi, son beş yılda kabul edilen sığınma dosyalarının yeniden inceleneceğini ve yasa dışı giriş, vize aşımı ya da ülkenin artık güvenli sayılması gibi gerekçelerle yüz binlerce kişinin statüsünün iptal edilip sınır dışı edilebileceğini açıkladı.
Bu plan, Yeşiller Partisi ve mülteci hakları savunucuları tarafından “zalimce” ve “uygulanamaz” olarak nitelendirildi. Eleştirmenler, böyle bir girişimin hem mahkemeleri kilitleyeceğini hem de milyarlarca sterlinlik yeni kamu maliyeti yaratacağını savunuyor.
İngiltere siyasetinde tansiyon yükseliyor
Bir yanda Starmer hükümetini sarsan Mandelson skandalı, diğer yanda Reform UK’nin sert göç ve sığınma çıkışı, İngiltere’de siyasi atmosferi daha da sertleştirmiş durumda. Özellikle yaklaşan seçimler öncesinde liderlerin güvenilirliği, devlet ciddiyeti ve göç politikaları üzerinden yürüyen tartışmaların daha da büyümesi bekleniyor.
İngiliz siyasetinde bugün yaşananlar, yalnızca bir atama krizinin ötesine geçmiş durumda. Tartışma artık hem hükümetin şeffaflığına hem de devlet mekanizmasının nasıl işlediğine dair çok daha büyük soruları gündeme taşıyor.