İngiltere’nin İsrail yaptırımları krize dönüştü: Miliband geri adım atmıyor

İngiltere’nin İsrail yaptırımları krize dönüştü: Miliband geri adım atmıyor
Özet bulunamadı.

İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimlerine yönelik ticaret yasağı ve yeni yaptırım planı, Londra ile Tel Aviv arasında diplomatik gerilimi artırdı. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail’in misilleme kararlarından üzüntü duyduğunu ancak hükümetin attığı adımlardan “gurur duyduğunu” ve kararın doğru olduğunu söyledi.

Yeni yaptırımların yalnızca yerleşimlerde üretilen mallarla sınırlı kalmayabileceği, yerleşimlerin genişlemesini finanse eden veya kolaylaştıran şirketler ile İsrail bankalarını da etkileyebileceği belirtiliyor.

İsrail’den misilleme: Kudüs’teki İngiliz konsolosluğu kapatılıyor

İsrail, İngiltere’nin yerleşimlere yönelik ticaret yasağına karşılık olarak Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunun kapatılacağını açıkladı. İngiltere Dışişleri Bakanı Miliband, bu karardan üzüntü duyduğunu ancak Londra yönetiminin yaptırımları açıklamadan önce olası sonuçları değerlendirdiğini söyledi.

Miliband, İngiltere’nin Filistin Başbakanı ve Filistinli temsilcilerle de görüştüğünü ve kendilerine harekete geçilmesi gerektiğinin açık şekilde iletildiğini belirtti. Bakan, İsrail’in tepkisine rağmen uluslararası ortaklarla birlikte alınan kararın doğru olduğunu savundu.

Yaptırımlar İsrail bankalarına kadar uzanabilir

İngiliz hükümetinin planının en dikkat çekici bölümlerinden birini finans sektörüne yönelik yaptırımlar oluşturuyor. Miliband, yaptırımların işgal altındaki topraklarda faaliyet gösteren veya yerleşimlerin genişlemesine hizmet sağlayan şirketleri kapsayabileceğini doğruladı.

Bu durum, yerleşim projeleriyle finansal ilişkisi bulunan İsrail bankaları ve sigorta şirketlerinin de yaptırımların kapsamına girebileceği anlamına geliyor. Miliband, yaptırım uygulanacak şirketlerin isimlerinin önceden açıklanmayacağını belirtti.

Yerleşimci nüfusu 770 bine ulaştı

Miliband’ın paylaştığı verilere göre işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrailli yerleşimci nüfusu son 30 yılda yaklaşık üç katına çıktı. 1993 yılında 270 bin civarında olan nüfusun bugün yaklaşık 770 bine ulaştığı belirtildi.

Guardian’ın aktardığı değerlendirmeye göre yalnızca yerleşimlerde üretilen mallara uygulanacak ticaret yasağının inşaat faaliyetleri üzerinde sınırlı etkisi olabilir. Ancak yerleşimlerin finansmanını sağlayan şirketlerin hedef alınması, çok daha geniş ekonomik sonuçlar doğurabilir.

Yeni sistemin uygulanması 6 ila 9 ay sürebilir

Miliband henüz yeni yaptırım rejiminin bütün ayrıntılarını açıklamadı. Planlanan düzenlemelerin uygulanmasının altı ila dokuz ay sürebileceği belirtiliyor.

Yerleşim projelerinin önemli bölümünün finansal garantilere ihtiyaç duyması nedeniyle bankalar ve diğer finans kuruluşlarına uygulanabilecek yaptırımların yeni inşaat projelerini yavaşlatabileceği veya bazılarını durdurabileceği değerlendiriliyor.

Miliband: Güvenlik işbirliği devam edecek

İngiltere’de Muhafazakâr Parti, hükümetin kararının İsrail ile güvenlik ve istihbarat işbirliğini tehlikeye atabileceğini savundu. Miliband ise bu görüşe katılmadı.

Dışişleri Bakanı, İngiltere ile İsrail arasında önemli istihbarat ve güvenlik ilişkilerinin bulunduğunu belirterek yaptırımlara rağmen bu işbirliğinin devam edeceğinden emin olduğunu söyledi.

İsrail’den “diplomatik nükleer seçenek” suçlaması

İsrail’in Londra Büyükelçiliği ise İngiltere’nin kararına çok sert tepki gösterdi. Büyükelçilik Sözcüsü Alex Gandler, iki demokratik ülke arasında yaptırım uygulanmasını “diplomatik nükleer seçenek” olarak nitelendirdi.

Gandler, yaptırımların İsrail’de seçimlere 50 günden az süre kala açıklanmasına da tepki göstererek kararın İngiltere-İsrail ilişkilerine zarar vereceğini savundu.

Hahambaşı eleştirdi, Miliband karşı çıktı

İngiltere Hahambaşı Sir Ephraim Mirvis de hükümetin kararına sert tepki göstererek açıklamanın yapıldığı günü İngiliz Yahudileri açısından “gerçekten karanlık bir gün” olarak tanımladı.

Miliband ise bu değerlendirmeye katılmadığını söyledi. Kendisinin de İngiliz Yahudisi olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı, İsrail hükümetinin politikalarını eleştirmenin İngiltere’deki Yahudileri sorumlu tutmak anlamına gelmediğini belirtti. Miliband ayrıca İsrail hükümetinin eylemlerinden İngiliz Yahudilerini sorumlu tutmanın antisemitizm olduğunu açıkça ifade etti.

Muhafazakârlardan “çifte standart” suçlaması

Muhafazakâr Parti Genel Başkan Yardımcısı Alex Burghart ise İşçi Partisi hükümetini “ikiyüzlülükle” suçladı. Burghart, İsrail’e karşı insan hakları gerekçesiyle yaptırım uygulanırken Çin’e yönelik benzer adımlar atılmadığını savundu.

Muhalefet, hükümetin farklı ülkelere yönelik dış politika yaklaşımında çifte standart uyguladığını öne sürerken, Miliband yönetimi Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişlemesini durdurmak için somut ekonomik baskı oluşturmayı hedeflediğini belirtiyor.

Londra-Tel Aviv hattında gerilim tırmanıyor

İngiltere’nin yeni politikası, yalnızca yerleşimlerde üretilen malların ithalatını durdurmayı değil, yerleşimlerin genişlemesine finansman, inşaat veya diğer hizmetlerle katkı sağlayan şirketleri de hedef almayı amaçlıyor.

Miliband, hükümetin hedefinin sahadaki gelişmeler üzerinde gerçek bir etki yaratmak olduğunu vurguluyor. İsrail’in Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatma kararı ise iki ülke arasındaki anlaşmazlığın diplomatik ilişkilere doğrudan yansımaya başladığını gösteriyor.

 

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar