Londra’da öğrencilerin ilk tercih ettikleri ilkokula yerleşme olasılıkları daha düşük
Londra’da 2026 yılı ilkokul yerleştirme sonuçlarına ilişkin ilk veriler, başkentte eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları bir kez daha ortaya koydu. Yapılan analizlere göre, çocukların ilk tercih ettikleri okula yerleşme oranı son yılların en düşük seviyesine gerilerken, bu durum özellikle büyük şehirlerde artan eşitsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Ülke ortalaması yüksek, Londra geride kaldı
İngiltere genelinde 95 yerel yönetimden elde edilen verilere göre ebeveynlerin %91,2’si çocuklarını ilk tercih ettikleri ilkokula yerleştirmeyi başardı. Ancak Londra’da bu oran %88,4’te kaldı. Bu fark, başkentteki okul yerleştirme sisteminin ülkenin diğer bölgelerine göre daha rekabetçi ve daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.
Kuzeydoğu İngiltere (%95,5), Doğu Midlands (%95,2) ve Yorkshire & Humber (%95) gibi bölgelerde başarı oranlarının çok daha yüksek olması, bölgesel dengesizliğin altını çiziyor.
En düşük oranlar başkentin merkezinde
Londra içinde de ciddi farklılıklar dikkat çekiyor. City of London’da ilk tercihine yerleşenlerin oranı %73,9’a kadar düşerken, Hammersmith & Fulham (%74,6), Kensington & Chelsea (%75,4), Wandsworth (%78,4) ve Islington (%79,3) gibi bölgeler de düşük oranlarla öne çıkıyor.
Bu veriler, aynı şehir içinde bile eğitim fırsatlarının eşit dağılmadığını ve bazı bölgelerde rekabetin çok daha sert yaşandığını gösteriyor.
“Posta kodu piyangosu” gerçeği
Paul Whiteman, mevcut sistemi “posta kodu piyangosu” olarak tanımlayarak, ailelerin yaşadıkları bölgeye bağlı olarak tamamen farklı eğitim fırsatlarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.
Whiteman’a göre bazı bölgelerde öğrenci sayıları düşerken, yeni konut projelerinin yoğun olduğu alanlarda talep hâlâ çok yüksek. Bu durum, planlama eksikliği ile birleştiğinde ciddi dengesizlikler yaratıyor.
Düşen doğum oranları ve göç etkisi
Londra’da son yıllarda doğum oranlarının düşmesi ve ailelerin daha uygun maliyetli bölgelere taşınması, bazı okullarda kontenjan fazlası oluşmasına neden oldu. Bu gelişme, birçok belediyenin okul kapatma veya birleştirme kararları almasına yol açtı.
Ancak bu genel düşüşe rağmen, belirli bölgelerde talep hâlâ çok yüksek seviyede kalmaya devam ediyor. Bu da sistemde çifte baskı yaratıyor: bazı okullar boş kalırken, bazıları aşırı talep görüyor.
Okullar için finansal baskı büyüyor
İngiltere’de okul bütçeleri büyük ölçüde öğrenci sayısına bağlı olduğu için, kayıt sayısındaki düşüş doğrudan finansal sorunlara yol açıyor. Son beş yılda Londra’da yaklaşık 90 okulun kapatıldığı veya birleştirildiği belirtiliyor.
Antonia Jennings ise öğrenci sayısındaki düşüşün yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirterek, bunun okullar üzerindeki baskının azaldığı anlamına gelmediğini, aksine kaynakların daha dengesiz dağıldığını ifade etti.
Başvuru sayıları düşmeye devam ediyor
2026 yılında Londra’da ilkokul başvuru sayısı 80.658 olarak kaydedildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre %3,5’lik bir düşüş anlamına geliyor. Uzmanlar, bu trendin devam etmesi halinde önümüzdeki dört yıl içinde yaklaşık 87 sınıfa denk gelen kapasitenin sistemden çıkarılacağını öngörüyor.
Eğitimde eşitsizlik riski büyüyor
Uzmanlara göre mevcut tablo, eğitimde fırsat eşitsizliğinin derinleşebileceğine işaret ediyor. Özellikle merkezi bölgelerde yaşayan aileler için okul bulmak zorlaşırken, bazı bölgelerde kapasite fazlası oluşması sistemin verimsiz çalıştığını gösteriyor.
Bu durum, uzun vadede hem eğitim kalitesini hem de şehir içi demografik dengeleri etkileyebilecek bir sorun olarak değerlendiriliyor.
Hükümete çağrı: Daha dengeli planlama şart
Eğitim sendikaları ve uzmanlar, hükümete demografik değişimlere uyum sağlayacak daha esnek ve dengeli bir planlama yapılması çağrısında bulunuyor.
Okul kapatma kararlarının yeniden değerlendirilmesi, yeni konut bölgelerinde eğitim altyapısının güçlendirilmesi ve finansman modelinin gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.